Manisa'daki Doğal, Kültürel ve Tarihi Zenginlikler

KÜLTÜREL KURULUŞLAR

  Manisa Müzesi

       Batı Anadolu’nun çeşitli yerlerinden toplanan eserler ile özellikle Sardes Örenyeri’nde yapılan kazılarda  çıkan eserler sergilenmektedir. Arkeoloji bölümünde bronz çağdan Bizans Dönemi sonuna kadar uzanan döneme ait lahitler, mozaikler, toprak kaplar, heykeller, cam ve fildişi objeler bulunmaktadır. Ayrıca Sardes Örenyeri’nden çıkarılan eserlerin ve mozaiklerin yer aldığı Sart Salonu, antik çağ altın takıları, gümüş eşyaları ve oyun takımları ile antik çağdan Osmanlı Dönemine kadar uzanan döneme ait altın, gümüş ve bronz sikkelerin yer aldığı hazine odası  ayrı bir çekiciliğe sahiptir.

       Beylikler Döneminden itibaren yöre halkının gelenek, görenek ve yaşam tarzına ilişkin çeşitli eşyaların sergilendiği etnografya bölümünde ise giysiler, silahlar, saray ve tekke eşyaları, çini sanatımızdan çeşitli örnekler, yazma eserler ve yazı takımları, Kur’an ve cüz muhafazaları ile, oyma ve fildişi kakmalarla süslü hakiki kündekari tekniği ile yapılmış Ulu Camii minber  kapısı görülebilir.

Kütüphaneler

       Yöredeki en eski kütüphane Saruhanoğulları’ndan  İshak Çelebi tarafından 1378 yılında yaptırılmış olan Fethiye Medresesi’ndeki kitaplıktır. Fatih Sultan Mehmet’in şehzadeliği sırasında Saray-ı Amire bünyesinde ve sonraki yıllarda Merkezde, Akhisar, Turgutlu, Alaşehir, Soma, Kırkağaç ve Gördes İlçelerinde kütüphaneler oluşturulduğu bilinmektedir.

      Günümüzde il genelinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı 29 kütüphane ve bu kütüphanelerde 239.422 adet kitap bulunmaktadır.  

TARİHİ  VE DOĞAL DEĞERLER

       

Niobe (Ağlayan Kaya): Manisa Merkez Karaköy Semti Çaybaşı Mevkii’nde kadın başı şeklindeki kaya efsaneye göre Niobe’ye aittir. Kayanın göz çukuru şeklindeki girintilerinden yakın zamana kadar sızan su damlaları Niobe’nin  gözyaşları olarak yorumlanır ve halk arasında “Ağlayan Kaya” adıyla anılırdı. Kadın başı şeklinde görünen bu kaya ziyaret edilen yerlerden biridir.

Kybele Kaya Anıtı: Merkez Akpınar Mevkii’nde iki yanında birer aslan olduğu halde oturmuş kadın şeklinde tasvir edilen Kybele Kaya Kabartması M.Ö.13. yüzyıla tarihlenmekte ve Hitit ordularının yaptığı bir sefer  sırasında yapıldığı sanılmaktadır. “Papaz Kayası” adıyla anılmaktadır.

 Manisa Kalesi: Manisa’nın hemen güneyindeki Spil Dağı’nın kuzey yamaçlarında  kalıntıları görülen kale dış kale ve iç kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. Yapım tarihi bilinmemekle beraber 13. yüzyıl başlarına tarihlenebilir. Kale Bizans mimarisinin genel özelliği olan tuğla hatıllı moloz taş örgü tekniği ile yapılmıştır.

Aigai Antik Kenti : Manisa Merkez Köseler Köyü yakınında bulunan ve Nemrut Kale adıyla anılan Aigai, Herodot’un bahsettiği  Batı Anadolu’daki  12 Aiol kentinden biridir. Kentin tarihi, M.Ö. 8.yüzyıla kadar inmektedir. Hellenistik Dönemde ise önemli bir ticari merkez olduğu anlaşılan kentte kazı çalışması yapılmamıştır. Surlar içinde üç katlı agora ve bu yapıyı taşıyan duvarlar, meclis binası, teras duvarlı stadyum, tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi kalıntılar bulunmaktadır.

Yoğurtçu Kalesi : Merkez Uzunburun Köyü yakınlarında Gediz Vadisi’ne hakim bir konumdaki kalenin 12. yüzyıl sonları veya 13. yüzyıl  başlarında yapılmış olması muhtemeldir. Halk arasında “Yoğurtçu Kalesi” adıyla anılmaktadır.

Tepe Mezarlığı Ören Yeri        : Akhisar İlçesinin üzerinde bulunduğu Antik Thyateira Kenti, geçmişi erken bronz çağ dönemine kadar inen bir kenttir. Antik çağda önemli dokumacılık merkezlerinden biri olan Thyateira askeri ve ticari açıdan da önemli bir kavşakta bulunmaktadır.

       Halk arasında “Tepe Mezarlığı” adıyla anılan alandaki kazılarda, Roma Dönemine ait sütunlu bir cadde, mimari parçalar ve sikkeler bulunmuştur. Mevcut kalıntıların yanı sıra, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesi’nde bulunan yedi kiliseden, Thyateira Kilisesi’nin bulunduğu yer olarak da inanç turizmi kapsamında ziyaret edilen önemli yerlerden biridir.              

Darkale – Tarhala : Tarihi Bergama Krallığı Dönemine kadar inen köyün eski adı Tarhala’dır. Tarhala adının Darkale olarak değiştirilmesinin ise Selçuklular döneminde olmuştur.

       Darkale 19. yüzyıl Osmanlı Dönemini hatırlatan, set üzerine yapılmış manzaralı evleri, dar sokakları, Kırkoluklu ve Minareli Camiileri, bedesteni ve hamamı ile görülmeye değer yerlerden biridir.

Julia Gordos : Gördes İlçesi’nin eski yerleşim alanın altındadır. Tarihi Hellenistik Döneme kadar inen kentte, toprak yüzeyinde görünen kalıntı yoktur. Seleukhos, Bergama ve Roma yönetimi altında kaldığı ve geç antik dönemde piskoposluk merkezi olduğu anlaşılmaktadır.

Saittai (Sidas) Antik Kenti : Demirci İlçesi İcikler Köyü sınırları içinde bulunmaktadır. Henüz kazı yapılmamış olmakla birlikte toprak üstünde bulunan birçok mimari parça ile belirgin bir halde olup,önemli bir kent olduğu ve Roma Döneminde imar gördüğü anlaşılmaktadır.

Fosil Ayak İzleri  : Salihli İlçesi baraj gölü yakınlarındaki Sindel Köyü’nde günümüzden 15.000 – 25.000 yıl öncesine ait fosil ayak izleri bulunmuştur. Killi, ıslak çamur tabakasında oluşan izler, sıcak volkan küllerine maruz kalması neticesi tuğla gibi pişerek binlerce yıldır şekillerini muhafaza etmiştir.

Sardes Antik Kenti : Sart Kasabası ve yöresi 5000 yılı aşkın bir süredir çeşitli yerleşimlere sahne olmuş, Roma ve Bizans Dönemlerinde de önemli bir yerleşim merkezi olmuştur.

       Tarihte devlet güvencesinde paranın  ilk  basıldığı yer olarak bilinen Lidya Devleti’nin başkenti Sardes, tarım, hayvancılık, ticaret ve Paktolos (Sart ) Çayı’nda yapılan altın madenciliği sayesinde zengin bir kent olmuştu. Sardes M.Ö. 7. - M.S. 7. yüzyıl arasında gerek ulaşım, gerekse idari ve ticari bakımdan önemli bir şehirdir. İncil’in Vahiy bölümünde, Hıristiyanlığın batıya yayılmasında önemli rolü olan Batı Anadolu’daki yedi kiliseden biri olarak anılan Sardes, dini açıdan da öneme sahiptir.

Hamam – Gimnazyum Kompleksi : Mermerli cadde ve dükkanların arkasında yer almaktadır. Kompleks Roma İmparatoru Septimius Severus, eşi Julia Donna ve çocukları Caracalla ve Geta’ya adanmıştır. Mermerli avlu on yıl kadar süren bir çalışma sonrası restore edilmiş ve yapı ortaya çıkmıştır.

Sinagog : Hamam-gimnazyum kompleksine ait büyük bir salon, geç Roma Döneminde kentin Musevi cemaatine verilerek sinagog haline getirilmiştir.

Artemis Mabedi : Paktolos (Sart Çayı) vadisindeki Artemis Mabedi, İon tarzındaki en büyük mabetlerden biridir. M.Ö. 4.  yüzyılda yapılmış olan  mabet M.S. 17 yılındaki depremde ve 3. yüzyıldaki sel baskınında hasar görmüş ve Romalılar tarafından onarılmıştır.

Bintepeler : Salihli-Gölmarmara yolu üzerinde irili ufaklı 90 kadar tümülüsün yer aldığı bir kral mezarlığıdır. Tümülüslerde ölü gömülen taş odalar yer almaktadır. En büyükleri Krezüs’ün babası Kral Alyates ile Kral Gyges’e ait olan tümülüslerin hemen hepsi ilk ve orta çağlarda tahrip edilmiştir.

St. Jean Kilisesi : Alaşehir’in üzerine kurulu olduğu Antik Philadelphia Kenti’nin akropolü durumunda olan Toptepe düzlüğündeki tapınak kalıntıları, Toptepe’nin kuzey eteklerinde erken Roma Dönemi tiyatro kalıntıları, surlar, doğu kapısı ve M.S. VI. yüzyıla ait St. Jean Kilisesi en önemli eserlerdir. Havarilerden Ioannes adına yapılan, Ege Bölgesi’ndeki Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait yedi kiliseden biri olan St. Jean Kilisesi’ne ait ayaklardan üç tanesi sağlam durumdadır.

Kula Evleri : Kula, sivil Osmanlı mimarisinin özellerini taşıyan genellikle 18. ve 19. yüzyıl yapısı evleriyle ünlü, görülmeye değer açık hava müzesi gibidir. Türünün özgün örneklerini oluşturan, dar sokaklar  boyunca sıralanmış evlerde, ağırlıklı olarak ahşap malzeme kullanılmıştır. Daha çok iki katlı, cumbalı ve saçakları süslemeli olan evlerin hepsinde, yüksek duvarlarla sokaktan ayrılmış birer avlu bulunur. Zemin katta mutfak, kiler ve ahır gibi mekanlar yer alır. Fırın ve tuvalet genelde avludadır. Evlerin üst katlarındaki odalardan bir ya da iki tanesi baş oda olarak ayrılmıştır.

Peri Bacaları : Kula ve çevresi, volkanik orijinli jeolojik yapı arz etmektedir. Burgaz Mevkii’nde, ısı değişiklikleri, yağmur, rüzgar ve erozyon neticesinde oluşmuş, peri bacaları görünümlü doğal oluşumlar görülür. Gediz Vadisi içinde, pastel tonlarda görkemli bir peyzaj meydana getirir.  

Kula Volkanları : Volkanik etkinlikler dördüncü zamanın başlarına kadar sürmüş ve genç volkanlar oluşmuştur. Çeşitli dönemlerde püskürmeler olmuş ve lav akıntıları çevreye yayılmıştır. Bu özelliğinden dolayı Kula ve çevresine Yanık Ülke (Katakaumene) denilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                           

 

 

 

                                                                                      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                                        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                                          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz